1996 Kardak Kayalıkları Krizi
TÜBİTAK /SOBAG 1001 Projesi / Proje No. 112K172
Türkiye'de Dış Politika Krizlerinde Karar Verme ve Kriz Yönetimi Süreç Analizi

logotdp

ÜYE GİRİŞ

Sitemize Hoş Geldiniz

Yine Bekleriz, Dileriz Yararlı Olmuştur...

S5 Register

  • Üyelik
Ana Sayfa - 1996 Kardak Krizi

Ana Sayfa - 1996 Kardak Krizi (1)

Ana Sayfa - 1996 Kardak Krizi


 

 

kardak1[Sedat Ergin] "Ne kadar kaygılısınız? Sıcak çatışma olasılığı sizi tedirgin ediyor mu?"

 

[Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel] "Bu ihtilafların küçüğü, büyüğü olmaz. Küçüğünde de büyüğünde de kaygılı olurum. Umarım ki olmasın, o yola girmesin."

 

Sedat Ergin, "Yunanistan'a Son Uyarı", Hürriyet, 31 Ocak 1996.

 

 

Pazar, 25 Ekim 2015 12:19

Ana Sayfa - 1996 Kardak Krizi

Yazan

1996 KARDAK KRİZİ

ÖZET

Figen Akat isimli kargo gemisinin Kardak kayalıklarında 25 Aralık 1995 tarihinde karaya oturması, hem Türk-Yunan ilişkilerinde Ege Denizi’ne ilişkin yeni bir sorunun çıkmasının, hem de yeni bir krizin başlangıcını oluşturmuştur. Kaza sonrasında olay yerine gelen Yunan güvenlik güçleri gemiye kaza yerinin Yunan karasuları içinde olduğunu ve kurtarma işleminin Yunanistan tarafından yapılacağını bildirmişlerdir. Gemi kaptanı bu öneriyi kabul etmemiş ve geminin Türk karasularında olduğunu Türk makamlarından yardım istendiğini ifade etmiştir. Türk Dışişleri Bakanlığı ve Yunanistan Ankara Büyükelçisi arasında yapılan bir dizi görüşme sonrasında gemi Türk sigorta şirketi ve bir Yunan römorkörünün dahil olduğu bir operasyonla kurtarılarak Güllük limanına çekilmiştir.  Bu işlemler sırasında taraflar karşılıklı nota teatilerinde bulunmuş ve böylelikle de Kardak kayalıklarının egemenliğine ilişkin uyuşmazlık konusu diplomatik olarak görüşülmeye başlanmıştır.

Diplomatik görüşmeler sürerken kazaya ve tarafların iddialarına ilişkin haberler sıklıkla medyada yer almış ve bu durum her iki ülke halkı ve politikacıları konuyu milli dava olarak algılamaya başlanmıştır. 26 Ocak 1996 günü Kalimnos Adası belediye başkanının ada halkının bir bölümüyle Kardak adasına çıkarak bayrak dikmesi durumun biraz daha tırmanmasına yol açmıştır. Bu hamle iki Türk gazetecisinin Kardak adasına helikopterle intikal ederek Yunan bayrağını indirmesi ve Türk bayrağını dikmesiyle karşılık bulmuş ve gerginlik bir kez daha artmıştır. Olaylara ilişkin görüntülerin karşılıklı olarak medyada yer alması diplomatik görüşmelerin daha da sertleşmesine yol açmıştır.

Gerginleşen ve iç baskıların arttığı bu ortamda 28 Ocak 1996 günü Yunan hükümeti doğu Kardak adasına askeri birlik çıkarmış, bayrak dikmiş ve Atina Büyükelçisine Kayalıkların Yunanistan’a ait olduğunu yaklaşanlara ateşle karşılık verileceğini bildirmiştir. 29 Ocak günü Yunanistan Ankara Büyükelçisine Dışişleri Bakanlığına çağrılarak Kardak’ta konuşlanan askeri birliğin geri çekilmesi ve her türlü sembol işaretin kaldırılması istenmiştir. 30 Ocak gecesi Türk SAT timleri Yunan askeri bulunmayan ikinci kayalığa gizli bir operasyonla çıkmışlar ve bu hamleyle inisiyatif eşitlenirken kriz de zirve noktasına ulaşmıştır. Bu süreçte arabulucu olarak devreye giren ABD’nin de girişimleriyle her iki ülke askerlerinin ve egemenlik sembollerinin 31 Ocak günü kayalıklardan çekilmesi ve önceki duruma (statüko-ante’ye) dönülmesi kararı her iki ülke tarafından da kabul edilmiş ve aynı gün sabah saatlerinde asker birliklerin ve bayrakların geri çekilmesiyle kriz sonlandırılmıştır.


1996 KARDAK CRISIS

ABSTRACT

A new Aegean dispute in Turkish –Greek relations emerged on 25 November 1996 when Turkish cargo ship Figen Akat ran aground off the Kardak islets which at the same time set off the first sign a new crisis. Greek security forces which arrived in the scene of accident informed the ship that they were in Greek territorial waters and the salvage would be conducted by the Greek authorities. The captain of the ship refused this suggestion stating that the ship was in Turkish territorial waters and assistance was already requested from Turkish authorities. After negotiations and exchange of views between Turkish foreign ministry and the Greek Ambassador, the ship was salvaged with the involvement of Turkish insurance company and a Greek tugboat and towed to Turkish Güllük Port.   Throughout the ongoing salvage operations, notes verbales were exchanged between the parties and by doing so the dispute over the sovereignty of Kardak islets was started to be negotiated diplomatically.

While the diplomatic negotiations were in progress, the media in both countries covered the details of the accident and the claims of both sides frequently, triggering a perception on the people and politicians of both countries to see the incident as a  matter of national interest. On 26 January the mayor of the nearby Kalimnos Island together with the priest and families from the island landed on Kardak islet and hoisted a Greek flag which escalated the situation. This move was counteracted by an incident in which two Turkish journalists landed on the islet with a helicopter, hauled the Greek flag down and hoisted Turkish flag. This move as covered in media escalated the tension causing the diplomatic negations to become tougher.

Due to domestic pressures in this already tense environment, on 28 January the Greek government sent a military unit to eastern Kardak islet and hauled down the Turkish flag. This action was declared to the Turkish Ambassador in Athens and he was informed that the islets were Greek land any interference would be retaliated with military fire. In response, on 29 January, Turkish Ministry of Foreign affairs invited the Greek Ambassador in Ankara and stated that Greek troops together with all the symbols of sovereignty should immediately be removed from the islet.  On 30 January at midnight with a covert operation, Turkish troops landed and hoisted Turkish flag on the western islet which did not have Greek troops.  This move while bringing a balance to the military status in the area also escalated the crisis to its peak level. In this period pressure was put on both sides by the USA to disengage the situation. As a result both sides agreed to remove the flags and withdraw their troops from the islets and the crisis was finalised. The final status was addressed to be “status quo ante” describing the situation as it had been before the crisis, no national symbols on the islets.

TDP KRİZ ANA SAYFALARI

1924-1926 Musul Krizi

1927 Bozkurt-Lotus Krizi

1930 Küçük Ağrı Krizi

1935 Bulgaristan Krizi

FA -Hatay Krizi Sayfası

FA -1942 Struma Krizi

1945 Sovyet Talepleri Krizi

1955 6-7 Eylül Krizi

1957 Suriye Krizi

1958 Irak Krizi

1964 Johnson Mektubu Krizi

1968-1974 Haşhaş Krizi

1974 Kıbrıs Krizi

1974-1976 Ege Denizi Krizi

1974-1980 NOTAM-FIR Krizi

FA -1981 Limni Krizi

1987 Ege Denizi Krizi

1989 Bulgaristan Göç Krizi

1989-1990 Batı Trakya Krizi

1988-1991 Iraklı Sığınmacılar Krizi

1992 Nahçivan Krizi

1992 TCG Muavenet Krizi

1994 Ege Denizi Casus Belli Krizi

1996 Kardak Kayalıkları Krizi

1997 S-300 Füzeleri Krizi

1998 Suriye (Öcalan) Krizi

2003 Süleymaniye (Çuval) Krizi

2003 Doğu Akdeniz MEB Krizi

2010 Mavi Marmara Krizi

2011 Suriye Krizi

2014 İŞİD Rehine Krizi

2015 Süleyman Şah Türbesi Krizi

1964 Kıbrıs Krizi

1967 Kıbrıs Krizi

CoalaWeb Traffic

Today776
Yesterday2162
This week5193
This month26661
Total643806

Who Is Online

2
Online

18-10-17

TFPC Hızlı İletişim

S5 Box

ÜYE GİRİŞ

Sitemize Hoş Geldiniz

Yine Bekleriz, Dileriz Yararlı Olmuştur...

S5 Register